Peygamberimiz (sav) "Mehdi zuhur eder, herkes sadece ondan konuşur, onun sevgisini içer ve ondan başka bir şeyden bahsetmezler." (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 3) sözleriyle Mehdi'nin ortaya çıkacağı dönemde herkesin bu mübarek şahıstan bahsedeceğini haber vermiştir.
- YENİ -
BİLİM ARAŞTIRMA VAKFI DAVASINDA BASINDA YAYINLANAN İFTİRALARA CEVAP
Yargıtay'ın verdiği kararda, EBRU ŞİMŞEK YÖNÜNDEN İDDİALARIN İFTİRA OLDUĞU ANLAŞILMIŞ VE DAVANIN BERAATİ BU AÇIDAN ONANMIŞTIR. FATİH ALTAYLI İLE İLGİLİ SUÇLAMALAR DA daha önceden MAHKEMELERDE BERAAT ALMIŞTIR. YARGITAY BUNU DA ONAMIŞTIR. Ayrıca kararda davada yargılanan SANIKLARIN YARISI AÇISINDAN DAVA DÜŞMÜŞTÜR.
Olayın üzerinden 8 yıl geçtikten sonra bir kısım haberlerde yaşı küçük kız çocuklarından bahsetmeye başladılar. KÜÇÜK KIZ ÇOCUĞU İDDİASI TAMAMEN YALANDIR. Emniyet aşaması dahil, olay boyunca İFADE VEREN HANIMLARIN HİÇBİRİ 18 YAŞINDAN KÜÇÜK DEĞİLDİR. 18 yaş küçük kız demek değildir.
Bu hanımların hepsine bu ifadeler baskı ve zor altında, KENDİ RIZALARI DIŞINDA İMZALATILMIŞTIR. Sonra bu kişiler SAVCILIKTA BUNLARIN İFTİRA OLDUĞUNU KABUL ETTİLER.
ŞANTAJ İDDİASI DA TAMAMEN UYDURMADIR. Buna dair DAVA DOSYASINDA TEK BİR TANE ŞANTAJ KASETİ, FOTOĞRAF, BİR DELİL, BELGE, veya herhangi bir MAĞDURE YOKTUR. BU YÖNDE SAVCILIKTA İFADE VERMİŞ TEK BİR KİŞİ DE YOKTUR.
Bu iddiaların hepsi ÖNCEDEN HAZIRLANIP İŞKENCE İLE İMZALATILMIŞ EMNİYET İFADELERİNE DAYANDIRILMAKTADIR.
Bugüne kadar atılan tüm İFTİRALAR MAHKEMELER HUZURUNDA DELİLLERİ İLE AKLANMIŞTIR.
Tüm bu iftira ve karalama kampanyalarının sebebi BAV'ın Türkiye'de komünist terör örgütlerine karşı, antidarwinist, antimateryalist, antidialektik, antimarksist mücadale yapan tek kuruluş olması ve Sayın Adnan Oktar'ın eserlerinin dünya çapındaki etkisidir.
Bir kısım basın iftiralarını çok çirkin ve seviyesiz boyutlara vardırmış, BAV'a yönelik suçlamalarda birtakım "küçük kız çocukları"ndan bahsedildiğini idida etmiştir. 8 yıl önceki emniyet ifadelerine hayali bir senaryo daha eklenmiştir. Bu ifade tümüyle gerçekdışıdır. ŞANTAJ VE BUNA DAİR KASETLER, BELGELER, FOTOĞRAFLAR, KANITLAR OLDUĞU İDDİALARI NASIL YALANDAN İBARETSE, "KÜÇÜK KIZ ÇOCUKLARI"NIN VARLIĞI DA HAYALİ BİR SENARYODAN BAŞKA BİR ŞEY DEĞİLDİR. ORADA İFADE VEREN BAYANLAR ARASINDA 18 YAŞINDAN KÜÇÜK HİÇ KİMSE YOKTUR. 18 YAŞ İSE, "KÜÇÜK KIZ ÇOCUĞU" DEMEK DEĞİLDİR. Bu bayanlara da emniyetteki ifadeleri tehdit, baskı ve zor kullanılarak imzalatılmıştır. Hepsi de savcılıkta bunun iftira olduğunu kabul etmişlerdir. Sırf son 30 yıl içinde bile iftiraya dayalı polis ifadelerine imza atan pek çok mağdur insan vardır. BAV camiası da böyle bir durumla karşı karşıyadır. İsteyen herkes, bu iddiaların doğruluğuyla ilgili olarak açık olan mahkeme dosyasını inceleyip bakabilir: Farklı kişilerin ifadelerindeki kes-yapıştır şeklinde kopyalanan bölümler çok açık bir şekilde bu kağıtların önceden hazırlandığını ortaya koymaktadır.
- YENİ -
GÜNLERDİR BİR KISIM BASIN MANŞETLERDEN HABER VERİYOR. PEKİ O ZAMAN KİMDİR BAHSEDİLEN BU KÜÇÜK KIZ ÇOCUĞU? BİR KİŞİ ÇIKIP DA BU KÜÇÜK KIZ ÇOCUKLARI GERÇEKTEN VARSA NEDEN İSİMLERİ BELLİ DEĞİL DİYE SORMUYOR? EN AZINDAN RUMUZLARI YA DA İSİMLERİNİN BAŞ HARFLERİ OLMASI GEREKMEZ MİYDİ? NE POLİS TUTANAKLARINDA, NE EMNİYET İFADELERİNDE BÖYLE BİR KONU YOKTUR. 18 YAŞ VE ÜSTÜ 'REŞİT' KABUL EDİLİR. DOLAYISIYLA NASIL Kİ KAMERALAR, BELGELER, FOTOĞRAFLAR BİRER HAYAL ÜRÜNÜYSE, KÜÇÜK KIZ ÇOCUKLARI DA TÜMÜYLE HAYALİ İNSANLARDAN İBARETTİR.
- YENİ -
"... (Mehdi) İki rekat namaz kılar. Namazdan dönünce şöyle der: "Ey insanlar! Ümmet-i Muhammed ve bilhassa onun ehl-i beyti çok belalar gördü ve bizler kahr (azap) ve haksızlığa maruz kaldık (uğradık)." (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 55)
"Mehdi, bizden, Ehl-i Beyt'tendir... Biz öyle bir ev halkıyız ki Allah bizim için ahireti dünyaya tercih etmiştir. Benim Ehl-i Beytim (soyum) muhakkak benden sonra bela, kaçırılma ve sürgüne uğrayacaktır.
Benden sonra Ehl-i Beytim bela ve mihnetlerle karşılaşacaklar ve tarda (sürgüne) maruz kalacaklardır." (Kitab-ül Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 14)
Peygamber Efendimiz (sav)'in sözlerinde görüldüğü gibi, Hz. Mehdi ve neslinin hepsi azap, işkence, iftira ve baskıya uğrayacaktır. Hz Ali (ra)'den itibaren bu böyle başlamıştır. Hz. Mehdi de dahil bu şekilde devam edecektir. Bu rivayetler bunu gösteriyor. Hz. Mehdi'nin hakimiyetinden sonra ortam altınçağa dönecektir. Fitne, fücur, zulüm ve haksızlığa uğrama dönemi sona erecektir.
- YENİ -
Ahir zamandaki ahlaki bozulma nedeniyle insanlar Mehdi'ye şüpheyle yaklaşacaklar, onun İslam ahlakını yaymak amacıyla yaptığı faaliyetlerin değerini anlamayacak, hatta bu kıymetli şahsın hizmetlerini engellemeye çalışacaklardır. Bu nedenle Mehdi uzun yıllar boyunca insanlar arasında tanınmayacaktır. Tam aksine toplumun önemli bir kesimi onu -tarihteki birçok Müslümanı, elçileri ve peygamberleri suçladıkları gibi- dinlerini dejenere etmekle, sapkınlıkla, yalancılıkla ve daha birçok asılsız iftiralarla suçlayacaklardır. Ancak, hadislerde işaret edildiği üzere Mehdi çok üstün bir sabır ve tevekkülle karşılık verecek, Allah'ın dinini yaşamadaki kararlılığından taviz vermeyecektir. İnkar edenlerin tüm çabalarına rağmen Allah, Mehdi'yi tüm bu karalama ve iftiralardan temize çıkarıp, onun şanını yüceltecektir.
Peygamberimiz (sav), Mehdi'nin göstereceği bu üstün ahlakı hadislerinde şöyle belirtmiştir:
İnsanlar, hakka dönünceye kadar mücadelesine devam edecektir. (1) Fitneleri önlemenin kendisine zor gelmeyeceği ve öldürmenin de (öldürme tehdidinin) onu vazgeçiremeyeceği Ehli Beytime mensup birisi sahip olmadan günler ve geceler bitmeyecektir. (2)
Peygamber Efendimiz (sav) bir hadisinde de tüm bu baskı ve saldırıların Mehdi'yi daha da güçlendireceğine işaret etmiştir:
Mümin şahıs (Mehdi) Deccal'i görünce: "Ey insanlar! Resulullah'ın zikrettiği Deccal işte budur" der. Deccal hemen onunla ilgili emrini verir de o zat karnı üzerine uzatılır ve arkasından: "Onu alın da yaralayın" der. Artık o zatın sırtı ve karnı döve döve genişletilir. Bu sefer (Deccal) onu iki eli ve iki ayağı ile yakalar da fırlatır atar. İnsanlar Deccal'in onu bir ateş içine attığını sanırlar. Halbuki o bir cennet içine atılmıştır. (3)
Hadiste mecazi anlamda kullanılan, Mehdi'nin "sırtı ve karnının dövüle dövüle genişletilmesi" ifadesine göre Mehdi'ye saldırıldıkça, ünü ve şanı yayılacak ve rivayetteki işari anlamıyla etkisi giderek genişleyecektir. İslam alimleri tarafından bu hadis bu şekilde yorumlanmıştır.
Yine hadiste "Deccal'in Mehdi'yi bir ateş içine atması" ifadesine göre, Hz. İbrahim gibi Mehdi'yi de manevi bir ateşte yakacaklarını iddia edecekler, ama Allah o ateşi soğuk ve esenlik kılacak ve inkar edenlerin tuzaklarını bozacaktır.
"Mehdi Doğu tarafından çıkacak. Karşısına dağlar bile dikilse onları ezip geçecek, o dağlarda kendisine yol bulacaktır." (El-Kavlu'l Muhtasar Fi Alamet-il Mehdiyy-il Muntazar, s. 39) hadisiyle bildirildiği gibi, Mehdi en güç şartlarda bile engelleri aşıp yoluna devam edecektir.
1- (El Kavlu-l Muhtasar Fi Alamatil Mehdiyy-il Muntazar, Ahmed İbn-i Hacer-i Mekki, s. 23)
2- (Kitab-ül Burhan fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, Ali b. Hüsameddin el-Muttaki, s. 12)
3- (Mehdilik ve İmamiye, İbrahim Süleymanoğlu, s. 40
Ahmet Vardar önce kendi oğlunu ıslah etsin, sonra etrafına akıl vermeye kalksın.
Bahadır Vardar'ın faaliyetlerinden, hakkında açılan davalardan babasının haberi var mı? Ahmet Vardar, Sayın Adnan Oktar ile uğraşacağına kendi oğlunu terbiye etmeye çalışsa daha iyi olmaz mı? Poliste verilen ifadelerin geçersiz olduğunu herkes bilir. Sayın Adnan Oktar savcılıkta da, mahkemede de, poliste verdiği ifadeleri reddetmiştir ve işkence altında verdiğini söylemiştir. Ahmet Vardar'ın kendisi o devirde polis sorgusuna girseydi, bülbül gibi şakırdı. Sayın Adnan Oktar'ın anlattıklarının on mislini katarak anlatırdı.
- YENİ -
Ahmet Vardar'ın oğlu hakkında açılan şu davalardan haberi var mı?
İstanbul Devlet Güvenlik Mahkemesi (İstanbul Geniş Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi) Savcılığınca örgüt kurmak suçundan 2007/977 sor. sayılı tahkikat yürütülmektedir. Ayrıca suça teşvik suçundan 2007/9239 sor. numarasıyla Üsküdar Savcılığınca tahkikat yürütülmektedir. Türk mahkemelerine, Türk yargısına ve hükümete yönelik suç teşkil edecek sözlerinden dolayı dava açılmıştır. Ayrıca Atatürk'e yönelik çirkin ifadelerinden dolayı da dava açılacak. İstanbul DGM'deki (İstanbul Geniş Yetkili Ağır Ceza Mahkemesi) dosyasında bu bilgiler mevcut. Buradan gerekli bilgiyi öğrenebilirsiniz.
- YENİ -
YARGI AĞIR BASKI ALTINDA
BAV DAVASI'NDA VERİLEN ZAMANAŞIMI KARARINI KALDIRMAK AMACIYLA, YARGITAY 8. CEZA DAİRESİ ÜYELERİNE BASKI YAPILMAKTADIR. 4422 SAYILI YASANIN ZAMANAŞIMI SÜRESİNİN 10 SENE OLMASINDAN İSTİFADE EDEREK BAV DAVASINI BİRAZ DAHA YAŞATMAK İSTEYEN BİRİLERİ, "YARGITAY BAV DAVASINDA 4422 SUÇU OLUŞTUĞU İDDİASIYLA KARARI BOZDU" ŞEKLİNDE BİR HABER YAYINLATMIŞLAR, DAİRE ÜYELERİNİ BU ŞEKİLDE YÖNLENDİRMEYE ÇALIŞMIŞLARDIR.
Aralarında Sayın Adnan Oktar'ın da bulunduğu 36 kişi hakkında açılan "Bilim Araştırma Vakfı Davası" 11.1.2000 tarihinde İstanbul 1. DGM'de başlamıştır. Davada BAV Camiası'nın 4422 sayılı yasayı ihlal ettiği öne sürülmüştür. Savunma'nın bu iddiayı tümüyle çürütmesi üzerine DGM "4422 iddiası mahkememizce benimsenmemiştir" sözleriyle görevsizlik kararı vermiştir.
Bu karara karşı yapılan itiraz da üst mahkeme tarafından reddedilmiş, böylece BAV Camiası'nın 4422 sayılı yasayı ihlal eden bir yönünün bulunmadığı 2 ayrı mahkeme kararıyla kesinlik kazanmıştır. BAV Dosyası bu tarihten sonra tam 7 mahkeme dolaşmıştır. Bunların hiçbiri "bu davada 4422 suçu var" dememiştir.
Dava en son İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesine gelmiştir ve 24 Kasım 2005 tarihinde 6 sanık hariç diğer tüm sanıklar bakımından zamanaşımı kararıyla sonuçlanmıştır. (2004/337 esas sayılı dosya)
Davası zamanaşımına girmeyen 6 sanık bakımından dava kaldığı yerden devam etmiştir. "Çete" suçlamasının mahiyeti gereği iddialar herkes bakımından ortak olduğu için, mahkeme, zamanaşımı kararından önce araştırdığı hususları aynen araştırmayı sürdürmüştür. (2006/26 esas sayılı dosya)
Bu kapsamda Ebru Şimşek'in iddiaları, gizli kamera iddiaları, şantaj ve tehdit vs. iddiaların tümü incelenmeye, bunlarla ilgili karşı deliller toplanmaya ve karşı tanıklar dinlenmeye devam edilmiştir. Bu nedenle, davanın içeriğinde ve seyrinde hiçbir değişiklik olmamıştır. Mahkeme sanki Sayın Adnan Oktar ve diğerleri hala sanıklarmış gibi aynı iddialar üzerinden incelemesini sürdürmüştür.
Savcılık Makamı 17.11.2006 tarihinde esas hakkında mütalaasını vermiştir. Savcılık, mütalaasında, sadece 6 sanık yönünden değil, Sayın Adnan Oktar ve davanın tüm diğer sanıkları yönünden değerlendirme yapmıştır. Dosyada hiçbir suç bulunmadığını belirten savcılık Ebru Şimşek'in iddialarının doğru olmadığını ayrıntılı olarak vurgulayarak beraat kararı talep etmiştir.
Altı sanıkla süren dava 22.1.2007 tarihinde beraat kararıyla sonuçlanmıştır. İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi savcılığın görüşünü aynen benimseyerek BAV Davası yargılananlarının hiçbirinin hiç bir suçla ilgileri bulunmadığını hükme bağlamıştır. Bu karar taraflarca temyiz edilmeyerek kesinleşmiş, böylece SayınAdnan Oktar da dahil tüm sanıklar aklanmıştır.
BAV Davası'nın zamanaşımına giren ilk bölümü bu arada Yargıtay'a gelmiştir. Yargıtay Savcılığı incelemesini yaparak zamanaşımı kararının onanmasını talep edip dosyayı 05.04.2006 tarihinde Yargıtay 8. Ceza Dairesi'ne göndermiştir.
İşte bu noktada, BAV Davası'nı uydurma isnatlarla oluşturan karanlık çete tekrar devreye girmiştir. Devletimizin bazı etkili kurumlarının içine sızmış komünistlerden oluşan bu çete, çeşitli kolları vasıtasıyla Yargıtay 8. Ceza Dairesi üzerinde ağır baskı kurmuştur.
Aylardan beri faaliyetlerini sinsice sürdüren çete bugün (18.5.2007) suçüstü yakalanmıştır.
Bir insanın BAV Davası'nda 4422 sayılı yasanın ihlali bulunduğunu söylemesi için o kişinin gözlerini husumet bürümüş olması gerekir. Çünkü BAV Davası'nda 4422 bulunmadığını, hem İstanbul 3. DGM hem de İstanbul 4. DGM karara bağlamıştır. Bu dosya dava sürecinde 2 kere Yargıtaya gidip gelmiş ve tam 7 mahkeme değiştirmiştir. Dosyayı bu aşamaya kadar inceleyen, 4422 sayılı yasanın unsurlarının bulunmadığını açıkça belirten ve bunu kabul eden adli mercileri saymak gerekirse:
İstanbul 3. Devlet Güvenlik Mahkemesi
İstanbul 4. Devlet Güvenlik Mahkemesi
İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi
Bakırköy 5. Ağır Ceza Mahkemesi
Üsküdar 2. Ağır Ceza Mahkemesi
Yargıtay 5. Ceza Dairesi
İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi (ikinci kere)
İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı
Tüm bu mahkemeler ve Yargıtay daireleri, savcılarının da görüşlerine uygun olarak, dosyanın 4422 sayılı yasa değil, TCK 313 maddesi kapsamında olduğunu kabul etmişlerdir.
Özellikle de, İstanbul 3 No'lu DGM'nin 4422 Sayılı yasanın unsurlarının bulunmadığını belirten kararından sonra dosyagörev ve yetki sorununun çözülmesi için Yargıtay 5. Ceza Dairesi'ne gönderilmiş,Yargıtay dosyanın TCK 313 madde kapsamında, adli yargı mahkemelerinde görülmesine karar vermiş, İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi'ni görevlendirmiş,yani dosyada 4422 SAYILI YASANIN UYGULAMA ALANI BULUNMADIĞINI bir kez daha tespit etmiştir.
Bu dosyayı inceleyen mahkemelerin, savcıların ve Yargıtay hakimlerinin hiçbiri bugüne kadar 1 kere bile "burada 4422 ihlali var" dememiştir. Üstelik, bu dosyada en son karar veren İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesi BAV Davası'nda (4422 suçu bir yana, bundan çok daha hafif olan) TCK 313 suçu bile bulunmadığını tesbit etmiştir. Bu karar da kesinleşmiştir.
Şimdi, ortada bu kadar mahkeme kararları varken, kim oldukları bizce malum birilerinin "burada 4422 suçu var" iddiasını Yargıtaya benimsetmeye çalışmalarının nedeni, 4422 sayılı yasanın zamanaşımı süresinin 10 yıl olmasıdır. Çete kendince bu uydurma iddiayı Yargıtay 8. Ceza Dairesi'nin üyelerine benimseterek davayı biraz daha yaşatmayı hedeflemektedir.
Kerem Gürtuna'nın Bilim Araştırma Vakfı ile herhangi bir bağlantısı olmamıştır. "Daha önce BAV ile bağlantım vardı" şeklinde verdiği beyanat doğru değildir.
- YENİ -
Kerem Gürtuna'nın akrabasıyım diyen bir kişi aradı. Kerem Gürtuna'dan Kız Kerem diye niye bahsediyorsunuz dedi. Ben de yarası olan gocunsun, Kerem Gürtuna ile neden bağlantı kurdunuz diye cevap verdim. Nereden ve nasıl bağlantı kurdukları da çok şaşırtıcı.
- YENİ -
Silikonlu İblis Nuran'ın, kocasıyla ters ilişkiye sokup seyrettiği homoseksüel Kız Kerem'i her konuda yönlendirdiğini öğrendim. Kız Kerem'in abisi bir süre önce boş bir arazide eline bir silah tutuşturulmuş olarak ölü bulunmuştu. Bu cinayeti Silikonlu Nuran ve Kız Kerem'in birlikte önceden tasarlayarak (taammüden) işlediğine dair güçlü duyum ve deliller var. Benim tespit ettiğim durum bu. Ben sadece Kız Kerem'in yaptığını araştırıyordum. Son aldığım duyuma göre bu cinayette sadece Kız Kerem'in parmağının olmadığı, cinayet planını Silikonlu İblis Nuran ile birlikte yaptıkları duyumuna ulaştım. Delillerini toparlamaya devam ediyorum.
- YENİ -
Silikonlu Nuran'ın şimdi de Sayın Adnan Oktar'ı öldürtmek için Kız Kerem ile beraber plan yaptığını duydum. Adam kaçırma, tehdit, şantaj, kadın satma, uyuşturucu temin etme gibi konularda Saxo Q lakaplı kızı ile birlikte hareket eden Silikonlu İblis Nuran'ın yaptığı suçların açık delillerine adım adım ulaşıldığını duydum. Maalesef bir kısım resmi çevrelerden ve bir kısım basın mensuplarından da destek alan ve onlara kadın temin eden bu kişi hakkındaki bilgileri toparlamaya devam ediyorum.
- YENİ -
Silikonlu İblis Nuran'ın, kocasından boşanıp Kız Kerem'e kendisiyle evlenmeyi teklif ettiğini son olarak haber aldım. 'Böylece bir çok ihale alırız, bir çok iş yaparız' dediğini duydum. İhale dediği şeyler bir çok mafya türü gayri kanuni işler. Bu tip karanlık işleri birlikte yapalım şeklinde teklif getirmiş.
- YENİ -
Kız Kerem'in "Bir arkadaşım oraya gelecek, seninle birşey konuşmak istiyor" diye abisini boş bir arsaya götürdüğünü ve burada abisini yanında bulundurduğu ruhsatsız silahla eline eldiven takarak vurduktan sonra, abisinin eline silah tutuşturup kendince olaya mafya çatışması süsü vermek istediğini duydum. Abisinin yapılan adli tıp incelemesinde elinde bir barut izine rastlanmamıştır. Kız Kerem'in vermek istediği mafya çatışması izlenimi de inandırıcı olmamıştır. Ayrıca bu aklı ona Silikonlu Nuran'ın verdiğini orda burda anlattığını duydum. Yanındaki psikopat mafya mensubu tetikçilerine de övünerek cinayeti nasıl işlediğini anlattığını duydum.
İhale şeklinde adam kaçırma alıkoyma tehdit ve şantaj gibi işlerden para kazanan Silikonlu Nuran ve tetikçisi olan Saxo Q lakaplı kızı son icraatlarında yine adam kaçırma ve alıkoyma suçundan güvenlik birimlerince suçüstü yakalandı.
Kız Kerem'in işlediği cinayette Silikonlu İblis Nuran'ın ona akıl verdiği, yöntem öğrettiği şeklinde duyumlara ulaştım.
İblis Nuran interneti ve bilgisayarı kullanmayı çok iyi bildiğini düşünerek, akıl almaz rezilliklerini internete şifreli olarak koymuş. Deli cesareti ile Kız Kerem'in, kendisinin, kızı Q'nun, kocasının ve oğlu Ö'nün sapık ilişkilerinin videolarını yayınlamış.
Video da kendi eliyle önce Kız Kerem'e, sonra kocasına makyaj yapıyor. Onları, peruk ve makyaj malzemelerini kullanarak kadın kılığına sokuyor. Sonra da çırılçıplak bir şekilde karşılarına oturup onların birbirleri ile cinsel ilişkiye girmelerini izliyor.
Önce Kız Kerem, İblis'in kocasıyla ters ilişkiye giriyor, sonra da kocası Kız Kerem'le. Bu esnada İblis Nuran da karşılarında bacaklarını açmış kahkahalarla gülüyor.
İblis Nuran bu görüntüleri internete, kimsenin göremeyeceğini düşünerek koymuş. Bu çetenin akılsızlıkları ve rezillikleri insanın aklının alamayacağı ölçüde.
Diğer bir filmde de İblis Nuran, kızı Saxo ya da Tanker lakaplı Q ile birlikte bir yatakta ensest lezbiyen ilişkiye girerken, yanlarındaki yatakta da İblis'in oğlu (Ö) ve Kız Kerem ters ilişkiye giriyorlar. O sırada kadın kılığı içinde olan kocası da onları gülerek videoya alıyor.
Bu durum artık adiliğin de üzerinde çıldırmışlık. Ben bu videoları yayınlamaya haya ederim.
Bu arada film boyunca İblis Nuran, Kız Kerem'e "Kız Kero", kocasına da direk yüzüne karşı "Boynuzlu" diye hitap ediyor. Sürekli olarak "Boynuzlu sen şöyle geç, Boynuzlu biraz yana kay, ileri git..." şeklinde sesleniyor. Kocası da bunu çok normal karşılıyor, onlar da Silikonlu İblis Nuran'a, çekilen filmin süresi boyunca sadece "İblis" diye hitap ediyor.
Silikonlu iblis Nuran evli olduğu halde ve bu ihtiyar haliyle BAV camiası içinden hem kendisine hem de saxo veya tanker lakaplı kızı Q'ya koca aramıştır. Bununla da yetinmemiş maddi çıkar elde etmek için çok uğraşmıştır. Ticari ortaklık kurmak, oğlunu ortak yapmak istemiş ancak BAV camiası bu kişiyi kendisinden kararlılıkla uzak tutmuştur. Çünkü her türlü ahlaksızlığı yapabilecek bu insan çok arsız ve asalak bir kişiliğe sahiptir. Utanma hissi olmayan, haysiyetsiz biri olduğunu herkes bilir. İstediklerini elde edemeyince müthiş kinlenmiş ve satanistlerden destek alarak karanlık planlar yapmaya başlamış iftirayla komployla kendince birşeyler yapabileceğini düşünmüştür.
İblis Nuran'ın internet yazışmalarından pasajlar;
- Arkadaşları "Yolun var mı bu aralar" diye soruyorlar.
- O da "Kokoş kazlar var onlara çobanlık yapıyorum. Onlardan birşeyler yoluyorum..."
- "... Sürüyü genişletmeye çalışıyorum..."
- "... Bizim kızın alet bozuldu ordan para kazanamıyorum." diyor.
- "Kim bunlar" diye soruyorlar. İblis Nuran da "Biri tombul karpuz, doktorun bunak karı iki, üçüncüsü de şu kozmetikçi karı" (Evlere gidip kozmetik ürünleri sattığını iddia ederek kadın pazarlayan kişiyi kastediyor) diye cevap veriyor.
"Bunlar un çuvalı gibi, çırptıkça çıkıyor bunlardan bir şeyler."
Şifreli internet yazışmalarında;
- İblis Nuran'ın Kız Kerem ve kocası ile üçlü seks yaptığı,
- Kız Kerem'in kocası ile ilişkiye girdiği, İblis Nuran'ın da seyrettiği tarzında sapık bir ilişki içinde olduklarını öğrendim.
Ayrıca Kız Kerem'in arkadaşına gönderdiği şifreli internet mesajlarından;
- Kız Kerem'in yaşlı bir profesöre kadın kılığında hizmet ettiği,
- Akşamları onun evinde kaldığını,
-
Kız Kerem'in, "Ben böyle kıyafetleri çok severim" diyen bu yaşlı profesörle sabaha kadar sohbet edip hizmet ettiğini,
-
Yaşlı doktora kadın kılığında dans ettiğini ve eğlendirdiğini,
- Gece başına yaşlı doktordan 500 milyon aldığını,
- Bu ara parasız kaldığını "ne koparsam kardır" dediğini,
- 'Adamı yoluyorum abi' şeklinde ifade ettiğini öğrendim.
Ayrıca yine şifreli internet mesajlarından;
- İblis Nuran'ın da tek geçim kaynağının bu yaşlı doktor olduğunu,
Bu yaşlı doktorun bir çok karanlık gayrimeşru işleri ona yaptırdığı,
- Bunun karşılığında da yaşlı doktordan para aldığını öğrendim.
İnternet yazışmalarında Kız Kerem'in İblis Nuran'a kocasına hitaben "Boynuzlu" şeklinde hitap ettiğini öğrendim.
Kız Kerem'in abisi yakın zamanda şüpheli şekilde öldürüldü. Mafya mensubu olan Kız Kerem'in bu cinayette parmağı olduğu yönünde bir araştırma var. Bizzat kendisi tarafından taammüden bu cinayetin işlendiği şeklinde duyumlar var. Detaylı delilleri ile bu konu önümüzdeki günlerde gündeme gelecek.
Yine şifreli internet mesajlarından;
- Kız Kerem'in Sayın Adnan Oktar'a yönelik de cinayet planları içinde olduğunu,
-
Kız Kerem'in yanında mafya mensubu tetikçiler gezdirdiğini,
-
Evinde ve arabasında da ruhsatsız silah bulundurduğunu öğrendim.
Ayrıca,
Satanistlerle çok fazla cinsel ilişkide bulunan iblis Nuran lakaplı kadının kızı Q'nun (aynı zamanda saxo veya tanker lakaplı), rektal bölgede bulunan ve yıllardır geçmeyen inatçı siğil vakaları için doktora gittiğinde gerçekleşen muayenesinde çok fazla cinsel ilişkiden dolayı, anüs kaslarının halk arasında halka tabir edilen şekilde deformasyona uğradığı, gevşediği ve tutamayacak hale geldiği tespit edildi. Bu kişi Q lakabını da hem isminin baş harfi olduğu hem de içinde bulunduğu bu durumu sembolize ettiği için kullanmaktadır.
Bu dediklerim doğrudur ve doktor raporu ile de sabittir. Gerekirse bu raporu doktor ismini belirtmeden numarası ve doktorun orijinal el yazısı ile birlikte sunabilirim.
Cevat Babuna'nın ekibinin hukuksuz girişimlerinin hepsi hezimetle sonuçlanıyor. Açtıkları her iki site de Türk adaletinin demir yumruğu ile yerle bir oldu. Yine iftiraya dayalı kanunsuz faaliyetleri olan bazı yabancı siteler de Türk adaletinin demir yumruğu ile yerle bir oldu. Şu anda hemen her gün adliye koridorlarında hesap veriyorlar. Türk adaleti her yönden bu şahısların yakasına yapışmış durumda. Bundan sonraki kanunsuz faaliyetleri de yine Türk adaletinin demir yumruğu ile ezilmeye devam edecek.
Sayın Kadir Çelik'in Hatası
Sayın Kadir Çelik'in en belirgin hatalarından biri karşı taraf çok galiz iftiralar atıyor. Onlara 'Niye böyle iftira atıyorsunuz, abuk subuk konuşuyorsunuz' demiyor. Ama biz gerçekleri söylediğimizde 'Niye ana babana iftira atıyorsun' diye böyle bir ikileme giriyor.
Dikkat ederseniz televizyon ekranlarına çıkan aileler sürekli fakirlikten dem vurmakta, hiç paralarının pullarının olmadığını, maddi imkanlarının sıkışık olduğunu, cümle aralarında ehemmiyetle vurgulamaktalar. Demek istedikleri "Parayı kim verirse biz o tarafa döneriz" mantığında. Şu an Cevat Babuna para veriyor. Boş yere çıkar beklentisi içindeler bu kişiler. 'Para vermezseniz her türlü iftirayı atarız' mantığını işliyorlar. BAV'ın daha önce beraat ettiği dava döneminde ise, BAV'a karşı gayrı meşru hayatı benimsemiş, dejenere insanları, işşiz güçsüz, karanlık insanları çıkartmışlardı.
BAV ve Sayın Adnan Oktar'a iftira atmak tuzak hazırlamak gibi çirkin eylemler için Cevat Babuna'ya yanaşanlar işledikleri suçların cezalarını Türk adaleti önünde en ağır şekilde ödeyeceklerdir. 3-5 kuruş para için bu hale düşenler, milyonlarca lira para cezası ve hapis cezası ile karşılaşacaklardır. Bu kişilerin haklarında açılan yüzlerce dava ve soruşturma halen devam etmektedir. Bu uyarımın sebebi, gariban, işşiz, güçsüz, parasız kalmış bazı kimselerin, parasızlığın verdiği ruh hali ile gözü dönmüş şekilde suç işleme eğiliminde olmalarıdır. Bu yaptıklarından kazançlı değil zararlı çıkacaklarını önceden belirtiyorum. 'Bizi bir uyaran olsaydı keşke, bilsek böyle bir olayın içine girmezdik' dememeleri için. Sonra bir bahaneleri olamaz.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Cevat Babuna, Edip Yüksel, Semin Babuna, Emel Tezyapar, Türkan Akyüzalp, Rukiye Şimşek ile ilgili olarak suç işlemek için örgüt kurmak suçundan 2007/977 numaralı dosya ile soruşturma başlattı. Ayrıca Cevat Babuna'nın oluşturduğu bu ekipte görev alan avukat Rezzan Aydınoğlu hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca, görevi kötüye kullanmak, dava tanıklarını tehdit etmek, davada taraf olmayan kişileri tarafmış gibi davaya soktuğu iddiasıyla 9.4.2007 tarihli bakanlık oluru ile kovuşturma başlatıldı. Ayrıca bu yapılanmanın elemanlarından olan Edip Yüksel hakkında da İstanbul, Ankara, Bolu Cumhuriyet Başsavcılıklarınca, Atatürk'e, devlete, orduya, hakimlere hakaret suçlarından soruşturma başlatıldı.
Ayrıca Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından Emel Tezyapar, Türkan Akyüzalp, Semin Babuna, Cevat Babuna hakkında 2007/9239 dosya numarası ile 13 Mayıs gününde bir kısım karanlık insanları teşvik ederek ve azmettirerek suç işlemek üzere örgütlü saldırı hazırlığı suçuyla soruşturma başlatıldı.
Satanistlerin yazışmalarından
Daha önce kızını ve kendini pazarlayan Silikonlu Nuran'ın, Saxo Q'nun siğillerinin anal ve cinsel organ bölgesini sarması nedeniyle iş yapamaz hale geldiği için yeni gayrı meşru arayışlar içine girdiğini
Bu yüzden son olarak, yeni bir gayrı meşru gelir elde etmek için, homoseksüel Kız kerem ile homoseksüel Manyak Gergedan lakaplı kişileri cinsi sapıklara pazarlama gibi iğrenç bir yola saptığını
Homoseksüel Kız Kerem'i, pazar akşamı bir iş adamına kadın kıyafeti giydirerek Manyak Gergedan lakaplı homoseksüel ile kol kola gönderdiğini
Ayrıca evlere giderek bir kozmetik firmasının ürünlerini illegal pazarlayan bu ekibe mensup bir kadının, ahlaksızca talebi olanlara simsarlık yaptığını
Bu kadının güzellik malzemesine ihtiyacınız var mı diye evlere giderek kendince uygun gördüğü evlerdeki kişilerin, kadın talebi veya cinsi sapıksa bu tip eğilimlerini tespit ederek Silikonlu Nuran'a durumu bildirdiği ve bunun karşılığında bu gayri meşru işlerden Silikonlu Nuran'dan %30 pay aldığını
Yine bu kadın simsarı kadının illegal pazarladığı kozmetik ürünleri ile, homoseksüel Kız Kerem'in pazarlanmadan önce yüzüne bizzat makyaj yaptığını ve her makyaj başına bunlardan para aldığını, para kazanmak için böyle iğrenç bir metod bulduklarını öğrendik.
Yine bu yazışmalardan edindiğimiz bir bilgide de
bu kişilerin bu bilgileri nasıl öğrendiğimize şaşırdıkları ve daha ketum olmaları gerektiğine dair karar aldıklarını tespit ettik.
Bu bilgiler yer yer saat saat elimizde mevcut. Böyle insanlar herşeyi yapabilecek kapasitededirler. Yazışmalarında kaybedecek birşeyimiz yok diyorlar. Onun için BAV ve Sayın Adnan Oktar'a karşı herşeyi yapabilecek durumdalar. BAV ve Sayın Adnan Oktar'a düşman olan çevreler, bu kişilere belli miktarda para vererek saldırmaları ve tuzak kurmaları için kışkırtıyorlar. Bu kişilerin işi gücü de yok. Aç ve sefil insanlar. O yüzden tehlikeliler. Bu kişiler ve bu karanılık örgütlenme içine katılanlar, emniyet birimlerince uzun bir süredir izlenmektedirler. Haklarında birçok mahkemece çete ve illegal örgütlenmeden dolayı ayrıca şantaj, tehdit ve hakaret ile de ilgili soruşturmalar devam etmektedir. Henüz soruşturma aşamasında olduğu için detaylı bilgileri daha ileriki bir zamanda yine bu sitede açıklayacağım.
Müslüman basına sızması için Satanistlerce görevlendirilen "Silikonlu Nuran" lakaplı Satanist kadın, başörtülü resimler çektirerek muhafazakar bir kısım gazetelere bu resimleri göndermiş ve gazetelerinde yazar olarak görev almak istediğini söylemiştir. Azılı din düşmanı ve üst dereceden satanist olduğu halde kendini ehli sünnet dindar müslüman olarak tanıtmıştır. Fakat muhafazakar basın kuruluşları, kişiliğinden şüphelenerek bu kişiyi bünyelerine almamıştır. Silikonlu Nuran'ın buradaki amacı, ajan provakatör olarak Müslümanların arasına girmek, sahte ihbarlarda bulunmak, Müslümanlara yönelik baskı oluşturmak, Müslümanlar aleyhinde iftiralarda bulunmak ve onları mağdur etmektir. Bunun karşılığında bazı karanlık mihraklardan para alacağını sanan Satanist Nuran ve Saxo (Q) lakaplı kişiye karşı muhafazakar ve mukaddesatçı çevreler son derece dikkatli olmalıdır.
Satanistlerin yazışmalarında
Silikonlu İblis Nuran lakaplı satanistin, yıllarca evli olduğu halde fuhuş ile geçimini sağladığı,
Müşteri bulamayınca kendine silikon taktırdığı,
Bunu kendi çıkarı için yapmadığını, müşterileri istediği için bunu yaptırdığını söylediği
Ayrıca kendi kızını da Ataköy'de sattığı
Ataköy'de satış yapılan yere 'Dükkan' adını verdiği ifade ediliyor.
Bu yer Ataköy Gazi Sitesi'ndedir. Ve ismini verdiğim kişiler de (G., D.) doğrudur. Kanaatiniz gelmezse açık adres ve kapı numarasına kadar verebilirim. Hatta ahlak polisindeki kayıtlarına kadar verebilirim. Burda anlatılanların tamamı belgeli ve doğrudur. Ve bu iki satanistin yüzlerce müşterisi var. Bu kişilerden de bilgi aldık.
Ayrıca satanistlerin yazışmalarında
Silikonlu Nuran'ın iyice çökmüş bir insan olduğu için ve artık fuhuş yapamadığı için şimdi Cevat Babuna'ya yanaştığı
Cevat Babuna'ya 'Sana her türlü hizmeti yapabilirim, yazı da yazabilirim' dediği
Ve böylece satanist Q ile birlikte, BAV ve Sayın Adnan Oktar aleyhindeki yazıları yazanların bunlar olduğu
Karşılığında Cevat Babuna'dan para aldıkları
Hatta geçen gün, satanist homoseksüel Kız Kerem'in, daha önce televizyonda çıkan haberlerden hazırladığı uydurma propaganda kasetini, kendi aklınca BAV ve Sayın Adnan Oktar aleyhinde olabileceğini düşünerek çoğaltmak için Cevat Babuna'dan yüklü miktarda para aldığı belirtiliyor.
Tam bir sefalet, rezalet ve zavallı duruma düşme mevzu bahis. Cevat Babuna ile Semin Babuna'yı tokatlayan tokatlayana, kandıran kandırana.
Ayrıca bu yazışmalarda
Saxo (Q) lakaplı kişinin de fuhuş yapamamasının sebebinin cinsel organını ve anal bölgesini tamamen saran siğiller olduğu ve bunu da 'Logar çukurunda çiçek açtı' diye çok münasebetsiz bir üslupla anlattığı belirtiliyor.
Saxo (Q) lakaplı satanistin bir başka satanist ile yaptığı yazışmalarda Logar çukurunda ve yüzümde de çiçek açtı şeklinde bir yazışması var. Bunu araştırdığımızda satanistlerden aldığı pislik nedeniyle anal bölgesinde oluşan siğillerin yüzüne de bulaştığını ve bunun için doktor tespiti olduğunu öğrendik. Anal bölgesinden yüzüne bulaşan siğiller yüzünde açıkça görülüyor. Satanistler tarafından ajan provokatör olarak BAV içine sızdırılmaya çalışılan bu kişi hemen tespit edilmiş ve BAV camiasına hiçbir şekilde yaklaştırılmamıştır.
DİKKAT
SATANİSTLER BAV VE SAYIN ADNAN OKTAR'A KARŞI ÖRGÜTLÜ SALDIRIYA HAZIRLANIYOR
Satanist yazışmalarında,
1. Satanistlerin "Silikonlu İblis Nuran" isimli kişinin liderliğinde toplantı yaptıkları belirtilmektedir.
2. Silikonlu İblis Nuran'ın yardımcısı olan kişinin bütün Ataköy satanistleri arasında çok ünlü olduğu, "İblisin tohumu" olarak da tanındığı ve "Q" işaretini de kullandığı
3. Ayrıca bu kişinin satanistler arasında "Logar Çukuru, Saxo (Q), Tanker" gibi çok kötü lakaplarla tanındığı
4. Bu kişiye, Tanker lakabının, satanistlerin cinsel atık pisliklerini vücudunda topladığı için satanistlerce takıldığı
5. Bu satanistin kendi okuduğu lisede de Saxo (Q) ve Tanker lakaplarıyla tanındığı
6. Ve vücudunun bu iğrenç kapasitesiyle Tanker lakabını aldığı, Ataköy satanistleri de dahil olmak üzere herkes tarafında bilinmekte olduğu
7. Bu iki kişinin, Cevat Babuna'ya yanaşarak ondan aldıkları para karşılığı BAV ve Adnan Oktar aleyhinde faaliyet göstermek üzere anlaştıkları açıklanıyor.
Yine Satanistlerin yazışmalarında,
8. Satanistlerden Kız Kerem lakaplı homoseksüelin, satanistlerin ayin toplantısında Manyak Gergedan lakaplı satanistle erkek erkeğe evlendirildiklerini
9. Bu iki satanistin 'Şeytanların balayı' şeklinde bu iğrenç hayatlarını sürdürdükleri
10. Kız Kerem lakaplı homoseksüelin gerçek kimliğini saklayıp Cevat Babuna'ya yanaşarak "Her türlü konuda size yardım ederim" diyerek Cevat Babuna'dan para aldığı
11. Ayrıca nasıl kandırıp para aldığını, bu paraları nerelerde kullandığını
12. Kız Kerem'in 'Cevat Babuna ile sabaha kadar baş başa durum değerlendirmesi yaptık' diye belirttiği
13. Yine Zekeriya Beyaz Hoca ile de geçen hafta sabaha kadar baş başa durum değerlendirmesi yaptıklarını belirttiği bildiriliyor.
Ayrıca bu yazışmalarda
Taksimdeki Kızıl Şeytan ekibi ile de bağlantıya geçtikleri
"Kaybedecek bir şeyimiz yok, Şeytan bizi bekliyor" sloganı ile hareket ettikleri belirtiliyor.
Bu kişilerin ne kadar tehlikeli insanlar olduğunu bir çok kişi bilmemekte. O yüzden buradan açıklıyorum.
Satanistlerin yazışmalarından
Saxo (Q) lakaplı kişinin, Ataköy'de tanınan kişiler olan ortaokul mezunu G. ve D. isimli satanist fahişelerle Ataköy Gazi sitesinde birlikte kaldığı
Bu randevu evi gibi kullanılan evde kendini satarak geçimini ve okul masraflarını kazandığı
Saxo (Q) lakaplı kişinin kokain kullanmaktan burnunun deforme olduğu ve çirkin ve biçimsiz bir hal aldığı ve burnunun bu çirkin görünümü ile hemen dikkat çektiği
Kokain etkisi ile diş eti çekilmesi olduğu, bunun için tedavi olduğu ama burnuna çözüm bulunamadığı
Fuhuştan elde ettiği gayri meşru paralarla hem satanistlere destek sağlayıp hem de C isimli mafya elemanından kokain temin ettiği,
Anlaşılıyor.
Satanistlerin yazışmalarında,
Silikonlu İblis Nuran lakaplı kişinin homoseksüel bir medyumla sürekli görüştüğü
Onun garip iddialarına inanarak karanlık eylemler yaptığı
Bu medyumun güya şeytandan bilgi aldığını Silikonlu İblis Nuran'a ilettiği
Bu sapık medyumun hemen her sözüne inandığı
İfade ediliyor.
Yine bu yazışmalarda
Saxo (Q) lakaplı kişinin 2000 yılında bir dersanede tanıştığı FA isimli bir gencin kız kardeşi olan C'nin ziynet eşyalarını çaldığı
Çaldığı eşyaların dersanede Saxo (Q) lakaplı kişinin üzerinde yakalandığı
Fakat şahısların çalınan eşyaların bulunmuş olmasından dolayı, olayı emniyete intikal ettirmedikleri
açıkça ifade ediliyor.
Bu iki kişi ile ilgili burada yazılanlar, kendi mahallerinde de çok açık biliniyor, okullarında da. Saklı, gizli bir konu değil. Saxo (Q) lakaplı kişinin okulunda birkaç kişiye sorduğumuzda hemen bilgi verdiler. Hiç abartı da yok. Bire bir doğru hepsi. Örnek olarak, Saxo (Q) lakaplı kişinin kokainden burnunun genişlemesi açıkça görülüyor. Kokain sebebiyle rahatsızlanan diş etlerinden tedavi olduğu doktor raporu ile sabit. Hırsızlık olayı bizzat olayın mağdurları tarafından bildirildi. Fahişelik olayı sabit, evin yeri belli. En açık biligiyi okulundaki kişilerden alabilirsiniz. Ve tamamının doğru olduğunu anlayabilirsiniz. Ki burada belirtilenler en az kısmıdır.
Gene de kuşkusu olan varsa Saxo (Q) lakaplı kişinin okuluna gidip 1 - 2 dönem önce mezun olan hatta son sınıflardan herhangi bir öğrenciye sorun.
Tanker lakaplı kişi bu okulda okudu mu?
Satanist miydi?
Lakabı Saxo olan bir kız tanıyor musunuz?
Saxo lakabı neden verilmişti?
diye sorun.
Hemen tereddüt etmeden yanıtlarlar. Şüphelenenler için bu çok güçlü bir delil.
- YENİ -
MANYAK GERGEDAN VE KIZ KEREM'İN TUZAKLARINA DİKKAT
Manyak Gergedan lakaplı psikopat bir homoseksülle yıllardan beri karı koca hayatı yaşayan Kız Kerem, bu sapık ilişkinin öğrenilmesi üzerine dışarıdan bulduğu zavallı bir kızla anlaşarak göstermelik bir evlilik yapma hazırlığında. Bu yöntemle kendince homoseksüel yaşantısını çevresinden gizleyebileceğini zannetmektedir. Böylece ağlarına düşürecekleri gençleri ehli sünnet harici sapkın inançlarına ve kendi çirkin emellerine alet edebileceklerini düşünmektedirler.
Edip Yüksel ve Cevat Babuna arasında garip bir ilişki var.
Edip Yüksel, Ehl-i Sünnet inancında farz olan 5 vakit namazı, 3 vakite indirmiştir. Sünnet namazlarını da reddetmektedir. Namazın Müslümanlar için 5 vakit farz olduğu, Diyanet İşleri Başkanlığı'nın yayınlarında ve internet sitesinde net ve açık olarak beyan edilmektedir. Bu konu, Ehli Sünnet itikadında, ayet, hadis, icma ile savunulur. Edip Yüksel, 1400 yıldır anlatılan İslam dinini kendi yorumlarıyla değiştirmektedir.
Edip Yüksel, Ehli Sünnet inancını reddeden bir kişidir. Cevat Babuna da Edip Yüksel'i tüm gücüyle desteklemektedir.
Edip Yüksel'in Mesaj isimli kitabında ve internet sitesinde bu konuda açıklamaları bulunmaktadır.
(Mesaj Kuran Çevirisi, Edip Yüksel, s. 544)
(http://www.19.org/km/EY/A01)
Edip Yüksel, kendince sünnet namazlarının gereksizliğini de Mesaj isimli kitabında ve internet sitesinde anlatmıştır.
(Mesaj Kuran Çevirisi, Edip Yüksel, s. 544- 545)
(http://www.19.org/km/EY/A01)
Edip Yüksel http://www.star.com.tr adresinde verdiği ve sitesinde de yayınladığı röportajında da sünnet, fıkıh ve hadisler hakkında aynı ifadeleri tekrarlamış, Ehli Sünnet inancını reddettiğini açıklamıştır.
(http://19.org/index.php?id=45,151,0,0,1,0)
Geçtiğimiz günlerde Edip Yüksel, Cevat Babuna'nın Erenköy'deki evinde, Bilim Araştırma Vakfı'na karşı uygunsuz ve hukuksuz bir oyunun planlandığı bir toplantıya katılmak üzere Türkiye'ye gelmiştir. Edip Yüksel'in de katıldığı bu toplantı polis tarafından basılmıştır. Ancak polis baskınını önceden haber alan Edip Yüksel baskından yarım saat önce güvenlik güçlerinden kaçmıştır. Edip Yüksel, polisin kendisini yakalama korkusundan gece sabaha kadar uyuyamayarak bir yerde gizlenmiştir. Sabahleyin mahkemeye gelip teslim olmuş, hakkında dava açılmıştır. Edip Yüksel, Bilim Araştırma Vakfı'na karşı kurulan düzenin uygulanması için Türkiye'de daha uzun kalacakken son anda planını değiştirmiş, apar topar Türkiye'den kaçmıştır. Edip Yüksel hakkında yeniden savcılığa başvurulmuş, savcılık çeşitli suçlardan hakkında yeniden soruşturma başlatmıştır.
Edip Yüksel, Notlar Risalesi adlı kitabının 28. sayfasında mürşidi olan Reşat Halife'yi peygamberi olarak kabul etmişti, "Reşat Halife'nin "PEYGAMBERİMİZ'E VE HZ. İBRAHİM'E DENK, EN SON RESUL OLDUĞUNU" iddia etmişti. Edip Yüksel'in kitapta anlattıkları şöyledir:
"REŞAT HALİFE KENDİSİNE İNANILMASI HUSUSUNDA RUHLAR ALEMİNDE BÜTÜN PEYGAMBERLERDEN, HATTA BİZİM PEYGAMBERİMİZ'DEN DE; ALLAH' IN (C.C.) SÖZ ALDIĞI PEYGAMBERİMİZ VE HZ. İBRAHİM'E DENK, EN SON RESULDÜR. İBRAHİM, MUHAMMED VE REŞAT İslâm dininin, köşe taşlarını oluşturur. İbrahim İslâm'ın, uygulamalı ibadetlerini bildirdi. Muhammed Kur'ân-ı getirdi. Reşat ise; Kur'ân-ın Tanrısal kaynağını, fiziksel olarak kanıtladı." (Notlar, s. 28, Edip Yüksel)
Çok uzun süre bu kişinin peygamber olduğunu iddia etti. Sonra bu iddiasından vazgeçtiğini söyledi. Sonra herhalde etrafındaki insanların kınamasından dolayı vazgeçti.
Son olarak, www.19.org adlı internet sitesinde ise, KENDİSİNE VAHİY GELDİĞİNİ iddia etmekte ve TEVBE SURESİ'NİN SON İKİ AYETİNİ REDDETTİĞİNİ açıkça söylemektedir.
http://19.org/index.php?id=70,232,0,0,1,0
Edip Yüksel, ehli sünnet inancına zıt, buna benzer bir çok yanlış görüşleri olan bir kişidir. Bu, Türkiye'deki bütün Müslümanlar tarafından da bilinmektedir.
İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Edip Yüksel'in http://19.org adresindeki sitesinde Atatürk'e, devlet kurumlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerine, yargı organlarına ve mensuplarına sürekli olarak son derece galiz ifadelerle hakaret ettiğini tespit etmiştir.
Bunun üzerine İstanbul Emniyet Müdürlüğü Asayiş Şube Müdürlüğü Ar-Ge Bilişim Suçları Büro Amirliği Edip Yüksel'in sitesindeki suç unsurlarını tespit etmiş, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı da siteye erişimin engellenmesi talebiyle mahkemeye başvurmuştur.
Savcılığın talebini yerinde gören İstanbul 3. Sulh Ceza Mahkemesi, 10.04.2007 tarih, 2007/614 Müt sayılı kararıyla siteye erişimin engellenmesine karar vermiştir.
Edip Yüksel'in devlet organlarına ve yargı mensuplarına mesnetsiz iddialarla, galiz ifadelerle hakaret ve iftira etmesi sebebiyle aleyhinde açılan tek dava bu değildir.
Edip Yüksel aleyhinde, Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 5237 Sayılı yasanın 1 - 2 - 3 / a maddelerine dayanarak (2 kez) cezalandırılması için 22.09.2006 tarihinde kamu davası açılmıştır. Dava Şişli 1. Sulh Ceza Mahkemesi'nde 2006 / 508 E. Sayılı dosyada devam etmektedir.
Ayrıca Edip Yüksel'in Atatürk'e, yargı organlarına ve mensuplarına, Türk Silahlı kuvvetlerine yönelik galiz hakaretleri sebebiyle Türkiye'nin çeşitli yerlerinden Cumhuriyet Savcılıkları harekete geçmiş bulunmaktadır.
Şişli Cumhuriyet Başsavcılığı Edip Yüksel'in bu suçlardan cezalandırılması için kamu davası açmak üzere soruşturma yapmaktadır. Ankara Cumhuriyet Savcılığı 2007/1189 Hz. Sayılı dosyasında ve Sincan Cumhuriyet Savcılığı'nın 2007/7759 Hz. Sayılı dosyasında, devlet kurumlarına, Türk Silahlı Kuvvetlerine, yargı organlarına ve mensuplarına yönelik düşmanca ifadeleri sebebiyle Edip Yüksel aleyhinde kamu davası açılmak üzere soruşturmalar devam etmektedir.
Cevatçıların
avukatı Rezzan Aydınoğlu onların hemen hemen tüm
toplantılarına iştirak ediyor. Bu kişi aynı zamanda
Aydın Doğan'ın, Fatih Altaylı'nın, Ebru Şimşek'in
ve Edip Yüksel'in de avukatı. Bilim Araştırma
Vakfı aleyhine ve Adnan Oktar aleyhine açılan
davalarda genelde bu kişi görev alıyor.